Psikiyatri (Erişkin)

Psikiyatri

İki Uçlu (Bipolar) Duygudurum Bozukluğu

(Manik-Depresif Hastalık)

İki uçlu bozukluk (bipolar bozukluk, eski adıyla manik-depresif hastalık) iki ayrı hastalık dönemleriyle karakterize bir ruhsal bozukluktur. Toplumda %1 ile %5 arasında sıklıkta görülür. Bu hastalık dönemlerinden bir tanesinde taşkınlık (mani), diğerinde ise çökkünlük (depresyon) bulunmaktadır. Birbirlerine zıt gibi görünen bu iki hastalık dönemi yatışma ve alevlenmelerle seyreder. Hastalık dönemleri dışında ise hasta hemen tamamen normale döner. Bipolar duygu durum bozukluğunda intihar riskli genel topuma göre 10 ile 30 kat daha yüksektir.

Bazı hastalarda ise günlük yaşamı kısmen etkileyen kalıntı belirtiler görülmekle birlikte, hastalar düzelir. Mani veya taşkınlık dönemi duygudurumun çok yükseldiği, hastanın aşırı coşkulu olduğu dönemdir. Bu dönemde hastada abartılı önemli düşünceler veya ayağı yere basmayan projeler, kendini olduğundan çok daha yüksekte hissetme, büyüklük düşünceleri, düşüncelerin hastanın zihninde adeta yarışması, kendini aşırı enerjik hissetme, uyku gereksiniminde azalma, uygu ihtiyacı duymama, sonuçlarını düşünmeden heyecanlı veya eğlenceli faaliyetlere kalkışmak (çok fazla para harcama, aşırı hızlı araba kullanma) görülen belirtilere örnektir. Diğer yandan depresyon veya çökkünlük dönemi ise yukarıda yazılan durumun tam tersidir.

Depresyonda ise hastada mutsuzluk, karamsarlık, umutsuzluk, özgüvende azalma, değersizlik hissetme, abartılı suçluluk veya pişmanlık duyguları, eskiden zevk aldığı faaliyetlerden zevk alamama, iştahsızlık veya uykusuzluk gibi değişiklikler, ölüm ve intihar düşünceleri, bedeninde nedeni açıklanamayan ağrılar ortaya çıkabilir. İki uçlu bozukluk toplumlara arası farklılık göstermemekte ve ortalama olarak %2-3 civarında görülmektedir. Erken kadın oranı eşittir ve ortalama başlangıç yaşı 20–25 arasındadır.

Depresyon

Depresyon hastalığının yaygınlığına bakıldığında, 2010 yılı başında yayınlanan bir çalışmaya göre toplumda %8-10 arasında görülmektedir. Yaşam boyu hastalanma riski ise erkeklerde on erkekten bir tanesi, kadınlarda ise her dört veya beş kadından bir tanesi yaşamlarında en az bir kez depresyon hastalığına yakalanacaklardır. Depresyon hastalığının gündelik olağan moral bozukluğu veya demoralizasyondan farkı kişinin sadece: duygusal olarak üzgün, mutsuz, kederli hissetmesi değil ama yanı sıra düşünce olarak durumuyla ilgili ümitsizlik, çaresizlik ve karamsarlık içinde olması, kendini bu durum içinde yetersiz ve değersiz olarak algılaması ve hatta intiharı çözüm olarak görmesi, davranış olarak kendini toplumdan soyutlaması, içine kapanması, giderek durgunlaşması, hiçbir şeyden zevk alamaması ve isteksizlik göstermesi ve bedensel olarak uykusunun ve iştahının bozulmasıdır.

Diğer yandan etkili tedavi edilmeyen depresyonda intihar ile ölüm riski (tamamlanmış intihar riski) %15 civarındadır. Bunun dışında, hastalar yaşam içindeki aktivitelerini sürdüremezler ve iş, aile ve sosyal yaşamları olumsuz etkilenir. Depresyon şu anda dünyada en fazla iş gücü kaybı oluşturan hastalıklar sırasında dördüncüdür, 2020 yılında ise ikinci sırada olacaktır. Gelişmiş ülkelerde ise iş gücü kaybı açısından hep birincidir. Aynı zamanda iyi tedavi edilmemiş depresyon alkol ve madde kullanım sorunlarına, başka ruhsal hastalıklara da zemin hazırlamaktadır. Uzamış ve iyi tedavi edilmemiş depresyon bedensel hastalıklara da zemin hazırlamakta ve diyabet, kalp hastalıkları gibi bedensel hastalıkların gidişini kötüleştirip ölüm riskini dahi arttırmaktadır. Ayrıca kronik hastalığı olanlarda depresyonun mevlanması %9-25 arasında değişmektedir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) olan kişilerde ise “sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu” söz konusudur. Aşırı endişe, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve hatta olağan yaşam etkinliklerini sürdürmesini engeller. Bu kişiler her durumda olası en kötü sonucu düşünürler, herşey kendi denetimlerinin dışındadır, iyi bir olasılık ya da geriye dönüş mümkün değildir. YAB’da aşırı endişe ve kaygı genellikle sağlık, aile, para ya da iş gibi konularla ilgilidir. Denetlenemez nitelikte olan endişe hali en az altı ay boyunca hemen hergün vardır ve gün boyunca sürer. YAB’nun yaşam boyu görülme sıklığı %5-6’dır. Başka bir deyişle, her 100 kişiden 5-6’sı yaşamlarının herhangi bir zamanın bu rahatsızlığı yaşayabilir. Yaşla birlikte kaygı duyarlılığı artar. YAB yaşlılıkta en sık görülen anksiyete bozukluğudur.

Panik Atak

Temel özelliği, aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman “kriz” adını verdiği bu nöbetlere biz PANİK ATAĞI diyoruz. Panik Atağı, birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve 10 dakika içinde şiddeti en yoğun düzeye çıkar; çoğu zaman 10-30 dakika (seyrek olarak da 1 saate kadar) devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.

Panik Atağının Belirtileri Nelerdir?

Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma, Çarpıntı, kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması Terleme, Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma, Soluğun kesilmesi Baş dönmesi, sersemlik, düşecek ya da bayılacak gibi olma Uyuşma ya da karıncalanma Üşüme, ürperme ya da ateş basması , Bulantı ya da karın ağrısı Titreme ya da sarsılma Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu ve Ölüm korkusu Bir Panik Atağında bu belirtilerden en az 4 ya da daha fazlası bulunur.

Panik Bozukluğu

Tekrarlayıcı beklenmedik Panik Atakları ile • Ataklar arasındaki zamanlarda başka Panik Ataklarının daha olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma, • Panik Ataklarının “kalp krizi geçirip ölme”, “kontrolünü yitirip çıldırma” ya da “felç geçirme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma ya da • Ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem olarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek ya da içecekleri yeyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığı olan kişiler şikayetleri nedeniyle sıklıkla acil servise başvurma ihtiyacı duyarlar.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu / Sosyal Fobi

Sosyal anksiyete bozukluğu bireyin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısını taşıdığı toplumsal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı konusunda belirgin ve sürekli korkusunun olduğu bir kaygı bozukluğudur. Kişiler başkalarıyla etkileşimde bulunmalarını gerektiren ya da bir eylemi başkalarının yanında yerine getirmeleri gereken durumlardan korkarlar ve bunlardan olabildiğince kaçınmaya çalışırlar.

Başkalarının kendileriyle ilgili olarak anksiyeteli, zayıf, kaçık ya da aptal gibi yargılarda bulunacağını düşünürler. Ellerinin ya da seslerinin titrediğinin farkına varacaklarıyla ilgili kaygılarından ötürü toplum önünde konuşmaktan korkabilirler ya da düzgün bir biçimde konuşamıyor gibi görünmekten korktukları için başkalarıyla karşılıklı konuşurken aşırı kaygı duyabilirler. Diğer insanların ellerinin sallandığını görmesinden utanç duyacaklarından korktukları için başkalarının yanında yemekten, içmekten ya da yazı yazmaktan kaçınabilirler.Sosyal fobi iki şekilde görülür.

Korkular bir çok toplumsal durumları kapsıyorsa yaygın tip, bazı durumları kapsıyorsa (Başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek, konuşma yapmak gibi) yaygın olmayan tiptir.SF’nin yaşam boyu görülme oranı % 2-13 arasındadır. En sık görülen psikiyatrik hastalıklardan biridir. Türkiye’de üniversite öğrencilerinde yapılan araştırmada %24’ünde bu hastalığın olduğu saptanmıştır. Sosyal Fobinin (Sosyal Anksiyete Bozukluğu) akademik ve mesleki başarıya olumsuz etkileri vardır.

Yeme Bozuklukları

Yeme Bozuklukları anoreksiya nervoza , bulimiya nervoza ve son yıllarda tanımlanan tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıkların içinde yer aldığı bir tanı grubudur. Bu hastalıklar ruhsal kaynaklıdır ve bedensel belirtiler ön planda gibi görünse de ciddi ruhsal sorunlarla birliktedir. Anoreksiya nervozadaki temel belirtiler; zayıf bir bedene sahip olma arzusu, kilo almaktan aşırı korku, beden imgesinde bozukluk ve adet kesilmesidir.

Hasta kilo kaybetme amacıyla özel davranış biçimleri geliştirir. Hastaların yaklaşık yarısı bütün yiyecek alımını ileri derecede azaltarak kilo kaybeder. Bazıları yoğun egzersiz yapar. Hastaların diğer yarısı sıkı diyet uygular, ara sıra kontrol kaybederek tıkınırcasına yemek yer ve ardından bu yediklerini kusarak çıkarır. Hastalar aldıkları besinlerin kilo yapıcı etkisini azaltmak için laksatif (ishal yapıcı) , diüretik (su atıcı) gibi ilaçlara da baş vurabilirler.

Sonuçta hasta, sağlığını tehdit edecek ölçüde zayıflamıştır. Bulimiya nervoza aşırı yeme atakları ve ardından gelen kusmaların ön planda olduğu bir yeme bozuklukları tablosudur. Hasta yine zayıf bir beden sahip olmak istediği için anoreksiya nervozadaki gibi yediklerini dışarı atmak, kalori yapıcı etkilerini gidermek için çeşitli yollara başvurur. Ancak bu tabloda farklı olarak hasta hafif kilolu ya da normal beden ağırlığındadır. Genç kızlarda anoreksiya nervozanın binde bir, bulimiya nervozanın yüzde bir olduğu bildirilmektedir. Erkeklerde seyrektir. Klinik örneklerde erkek kadın oranı,1/10 dur.

Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocukluk çağında başlayan, etkisi tüm bir yaşama yayılabilen, süreğen bir nöropsikiyatrik bozukluktur. Biyolojik kökenleri üzerine yapılan kalıtım, genetik ve beyin görüntüleme araştırmaları bu bozukluğu anlayabilmemiz yönünde önemli katkılar sağlamıştır. İyi tanımlanmış bir psikiyatrik bozukluk olmasına karşın, DEHB tanısıyla ilgili gerek sosyal-kültürel itirazlar ve gerekse eklenen psikiyatrik eş tanılar onun iyi anlaşılamayan bir bozukluk olarak kalmasına yol açmaktadır.

Ayrıca rahatsızlığın belirli dönemlerde farklı belirtilerinin ön plana geçişi anne-babaların, eğitmenlerin ve hatta hekimlerin kafasını karıştırabilmektedir. Toplumdaki DEHB yaygınlığı yaklaşık olarak çocuklukta % 8, ergenlikte % 6 ve erişkinlikte % 4 olarak bildirilmektedir. Çocukluk çağında zaten var olan dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsel davranışlar ilk olarak okula başlamayla fark edilir bir hale gelmektedir.

Erişkinlerde ayrıntılara dikkat etmekte zorluk , dikkat gerektiren görevlerde dikkati sürdürme zorluğu, birisiyle yüz yüze konuşurken sürdürme zorluğu, görevleri ve etkinlikleri düzenleme zorluğu, eşyalarını sık kaybetme gibi belirtilerle kendini gösterebilir.

Sınıfta oturamayan, oyunlarda arkadaşları ile yoğun sorunlar yaşayan ve okuma faaliyetlerinde gecikebilen çocuklar görece hızlı fark edilip tıbbi yardım almaları için yönlendirilebilmektedir. Yani önde gelen belirtiler hiperaktivite olduğunda, dikkatsizlikle ilgili belirtilerin önde olduğu durumlara göre daha erken tedavi başvurusu olmaktadır. Yine de tedavi arayışı ve etkin tedavilere ulaşma sayıları bozukluğun yaygınlığı değerlendirildiğinde oldukça düşüktür.

Şizofreni

Şizofreni; duygu, düşünce ,davranışları etkileyen, halisünasyon (varsanı) ve hezeyanlarla (sanrı) seyreden bir rahatsızlıktır. Hezeyanlar (sanrılar): Aksi ispatlanmasına rağmen değiştirilemeyen, gerçeklikle bağı olmayan düşüncelerdir. Halüsinasyonlar ise (varsanılar): Başkası tarafından algılanmayan ve gerçekte var olmayan, işitme, görme, tat alma, koku alma ve dokunma ile ilgili duysal algılar.

Şizofreni hastaları; içe kapanık,duygusal olarak donuk olabilir, uygunsuz ve karmaşık davranışlar sergileyebilirler. Rahatsızlıklarına karşı iç görüleri yoktur ve özel, sosyal, mesleki hayatlarında bozulmaya yol açar. Hasta ve hasta yakınlarının bu belirtiler hakkında bilgi sahibi olması, doğru bir tedavi ile belirtilerin kontrol altına alınabildiğini bilmeleri önemlidir. Bu belirtilere sahip olanların Psikiyatri uzmanına başvurmaları gerekir. Hastalığın erken tanısı ve tedavisi akademik ve mesleki bozulmayı azaltabilir.

 

BAĞIMLILIK BİRİMİ

Bağımlılık polikliniği alkol ve madde kullanım bozukluğu olanların ilk başvurdukları, ayaktan tedavilerinin yapıldığı ve gerekirse yatış planının yapıldığı bölümdür.

Hastalarımız 0850 811 50 52 no’lu telefondan randevu alarak poliklinik hizmetinden faydalanabilmektedir.

Poliklinik takipleri süresince yeterli düzelme sağlayamayan ve tedavi motivasyonu iyi olan alkol ve madde bağımlıları yatarak tedavi programına alınabilirler. Hastanın kendisinin tedavi motivasyonunu düşük olması durumunda tedavi başarısı oldukça düşmektedir.
İnsan hakları ve kanunlar gereği muhakemesi sağlam olan hastaların kendi istekleri dışında yatırılıp tedavi edilmeleri söz konusu değildir.

Bağımlılık servisi alkol ve madde kullanım bozukluğu olan hastaların bireysel ve grup terapileri, uğraş faaliyetleri ve ortam tedavisiyle bağımlılıkları ve kendileri ile ilgili farkındalıklarının artırıldığı, uzun süreli ayıklığın hedeflendiği yapılandırılmış tedavi programının yatarak gerçekleştirildiği bölümdür.

Servisimizde, hastaların TV izledikleri, yemeklerini yedikleri, toplantıların yapıldığı ve uğraş saatlerinde kullanabilecekleri çeşitli odalar bulunmaktadır. Spor yapabilecekleri modern bir spor salonuna sahiptir.

Kliniğe yatışı yapılan hasta, klinik girişinde hemşire tarafından karşılanmaktadır. Öncelikle kendini tanıtan hemşire ve güvenlik memuru, hastanın üzerini ve getirmiş olduğu eşyaları, klinik ve hastalar açısından risk oluşturabilecek cisimler açısından aramaktadır. Servis kurallarının yazdığı kağıdı hastalara imzalatmaktadır.Sonrasında kliniği tanıtan hemşire, hastayı diğer hastalarla tanıştırmakta ve odasına götürerek, hastanın kliniğe alışmasını sağlamaktadır.

Arındırma (Detoksifikasyon) Tedavisi

Alkol veya madde bırakıldığında yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Bu belirtiler tedavi edilmezse motivasyon ve tedavi başarısı düşmektedir. Arındırma tedavisinde hedef yoksunluk belirtileridir.

 

Rehabilitasyon Tedavisi

  • Alkol veya madde konusunda kişinin bilgilenmesini sağlamak
  • Değişim motivasyonunu sağlamak
  • Bulaşıcı hastalıklardan korunmayı sağlamak ve zarar azaltmak
  • Yinelemeyi engelleyecek becerileri kazandırmak
  • Öfke ve stresle başa çıkma becerisini öğretmek
  • Etkili iletişim yöntemlerini öğretmek
  • Kişinin alkol/madde kullanımı ile ilgili düşünce hatalarının farkına varmasını sağlamak hedeflenmektedir.

Diğer tedavi yöntemleri

İmplant Tedavisi

Deri altına yerleştirilen bir ilaçla yapılan tedavidir. Hastalarımız tarafından “çip” olarak bilinen, yavaş salınımlı ve yaklaşık 3 ay  etkili olduğu bilinen uygulamadır.En az 1 yıl tedaviye devam edilmelidir.

Depo İğne Tedavisi

Hastalarımız tarafından “aşı” veya ”iğne” olarak bilinen, kokain kullanım bozukluğu tedavisinde kullanılan 3 ay süreyle etkili olan bir uygulamadır. Metamfetamin kullanan hastalarda da etkili olduğu gösterilmiştir.

Bağımlılık Nedir?

Bağımlılık bir maddenin belirgin bir etkiyi elde etmek için alınması sürecinde ortaya çıkan bedensel, ruhsal ya da sosyal sorunlara rağmen madde alımının devam etmesi, bırakma isteğine rağmen bırakılamaması, aynı etkiyi elde edebilmek için giderek alınan madde miktarının artırılması ve maddeyi alma isteğinin durdurulamaması durumudur. Beyninde yapısal ve nörokimyasal değişikliklerin olduğu tedavi edilmesi gerek bir beyin hastalığıdır.

Bağımlılık Nasıl Ortaya Çıkar?

Bağımlılığın gelişmesinde çevresel, biyolojik ve psikolojik etmenlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Bağımlılık aniden ortaya çıkan bir durum değildir. Kişi ilk olarak deneme amaçlı kullanır. Zamanla benzer etkileri görebilmek için kullanılan madde miktarı ve kullanım sıklığı artar. Bir süre sonra riskli kullanım ve bağımlılık kaçınılmaz olur.

Bağımlılık Yapan Maddeler Nelerdir?

Özetle tanımlamak gerekirse sonunda haz, ödül olan herşey bağımlılık yapabilir. Günümüze kadar tanımlanmış maddeler tütün, alkol, ecstasy, esrar, sentetik kannabinoidler(bonzai, AM ) eroin, kokain, taş (crack), metamfetamin, uçucu maddeler (bali, uhu, benzin tiner vs.), LSD, GHB, bazı mantar türleri, ketamin, anabolik steroidlerdir.

Madde Kullanım Bozukluğu

Eroin Kullanım Bozukluğu

Bağımlılık potansiyeli oldukça yüksek olan bu madde tek kullanımda dahi bağımlılığa neden olabilmektedir. Kullanıcılar arasında peynir, toz, eşya olarak adlandırılır. Ağızdan, burundan ya da damar yolu ile kullanımı olabilir. Damar yolu ile kullanımı kan yolu ile geçen hastalıklar için risk oluştururken, ciddi alerjik reaksiyonlara, damar yolu ile enfektif hastalıklara, buna bağlı kalp ve eklerine ilişkin enfeksiyonlara yol açabilmektedir.

Yoksunluğu oldukça ağırdır. Ağır kas krampları, kemik ağrıları, yoğun ishal hali, karın ağrısı, göz yaşında ve burun akıntısında artış, kaz derisi görünümü, esneme, ateş, vücutta ısı değişiklikleri, kalp hızında artış gibi ciddi belirtiler izlenebilir.

Tedavi

Yoksunluk belirtileri ağır olduğu için yatarak tedavi önerilir. Yoksunluk belirtilerinin giderildiği ve maddenin vücuttan atıldığı arınma tedavisinin ardından Sürdürüm tedavisi gelir.

Bu süreçte kullanılan tedaviler, dünyada ve ülkemizde uygulanan ağızdan alınan ilaç tedavileri, “iğne aşı” tedavileri ve halk arasında “çip” olarak bilinen “implant” tedavisi şeklindedir. Amaç içme isteğini azaltmak ve madde alındığı takdirde benzer etkilerin ortaya çıkmasını engellemektir. Kişinin durumuna göre tedaviye karar verilir. Bununla birlikte yaşam tarzı değişikliği psikososyal destek en az ilaç tedavileri kadar önemlidir.

Metamfetamin Kullanım Bozukluğu

Kullanan kişiler arasında ateş, buz, met, kristal olarak adlandırılır. Buhar yoluyla, kahveye katılarak, damar yoluyla, sigara şeklinde kullanılabilir. Uyarıcı, hızlı bağımlılık yapan bir maddedir. İştahsızlık, uykusuzluk, sinirlilik, şüphecilik, saldırganlık gibi belirtilere neden olabilir. İlk bırakıldığı günlerde enerjide azalma, isteksizlik, keyifsizlik gibi depresif belirtiler ortaya çıkar, yoğun içme isteği görülür.

Tedavi

Yoksunluk belirtileri ağır olabileceği için arınma tedavisi yatarak uygulanır. Tedavi ilaçların yanı sıra bağımlılıkla ilgili eğitimler ve terapi süreçlerinden oluşmaktadır. Arınma tedavisi sonrası Sürdürüm tedavisinde içme isteğini azaltan ve içildiği takdirde maddenin benzer etkiler oluşturmasını engelleyen iğne aşı tedavisi uygulanır. Yaklaşık 3 ay süreyle etkili olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte bir yaşam tarzı değişikliği muhakkak gerekmektedir.

Kokain Kullanım Bozukluğu

Kokain uyarıcı bir maddedir. Hızlı ve güçlü bağımlılık yapar. İki formu vardır. Birincisi line diye adlandırılan genelde burundan çekilerek kullanılan formudur. Sıklıkla bu şekilde kullanılır. İkincisi ise taş-crack olarak adlandırılır. Kokainin serbest baz formudur. Buhar yoluyla içilir. Çok hızlı ve güçlü bağımlılık yapar. Bırakıldığında isteksizlik enerjide azalma sinirlilik yapar. Yoğun içme isteği gözlenir.

Tedavi

Yoksunluk belirtileri ve içme isteği yoğun olabileceği için arınma tedavisinin yatarak yapılması önerilir. Akabinde “aşı” veya ”iğne” olarak bilinen, 3 ay süreyle etkili olan tedavi uygulanır. Bununla birlikte yaşam tarzı değişikliği ve gerekirse terapi süreci oldukça önemlidir.

Alkol Kullanım Bozukluğu

Alkol bilindiği üzere tarih boyunca sakinleştirici keyif verici tedavi edici bir madde olarak kullanılmıştır. Peki ne zaman alkol kullanımı bir sorun haline geliyor? Kişi alkol kullanımı nedeniyle yaşadığı bedensel, ruhsal ya da sosyal sorunlara rağmen içmeye devam ediyorsa, bırakma isteğine rağmen bırakamıyorsa, aynı etkiyi elde edebilmek için giderek kullandığı alkol miktarını arttırıyorsa ve alkol kullanma isteğini durduramıyorsa bu duruma alkol kullanım bozukluğu diyoruz. Çoğu zaman kişi bağımlı olmadığını, istediği zaman bırakabileceğini söyler. Yaşadığı kayıplar artınca ve bırakma girişimleri başarısız olunca kişi tedavi için başvurur.

Tedavi

Tedavi birçok aşamadan oluşur her aşamada tedavi yaklaşımları farklıdır. Bu konuda uzman kişilerden destek almak önemlidir.

Esrar Kullanım Bozukluğu

Dünyada en çok kötüye kullanılan maddedir. Duman ve suda demlendirme ile kullanılır. Yüksek dozlar, iştah artışı, ortostatik hipotansiyon denilen ani ayağa kalkmada tansiyon düşmesine bağlı göz kararması ve ağız kuruluğuna neden olabilir. Huzursuzluk, uykusuzluk, iştahsızlık sık görülen yoksunluk belirtileridir.

Bonzai ve Jamaika adı verilen sentetik esrar türevleri son yıllarda esrar kullanımının yerini almış görülmektedir. Bu tür sentetik esrarın içeriğinin değiştirilebilir olması, içeriğine birden fazla bağımlılık potansiyelini artırıcı maddeninin katılabilir olması kullanım sıklığını hızla artırmıştır. Mide üzerine ciddi etkileri olmakta, psikotik tabloya daha hızlı şekilde yol açabilmektedir.

Tedavi

Yoksunluk belirtilerinin giderildiği arındırma tedavisinin ardından yaşam tarzı değişikliği ve destek tedavilerinin olduğu sürdürüm tedavisi şeklinde iki aşamadan oluşur.

Uçucu Madde Kullanım Bozukluğu

Çözücüler, yapıştırıcılar, uhular, boya inceltici tinerler ve sıvı yakıtların –çakmak gazı- genel adı uçuculardır. Benzin, aseton, daksil, ayakkabı boyası, bali de sık koklanan uçuculardır. Ucuz olmaları elde edilirliklerini artırmaktadır. Gençlerde ve yoksul kişilerde kullanımı sıktır.

Kişiler boru, teneke kutu, torba, uçucuya batırılmış bez parçası koklayarak kullanırlar. Bu maddeler burun yolu ile koklandıklarında hızla akciğerlerden emilir ve kana karışarak beyne ulaşır. Cinsi ve dozuna göre etkileri 5 dk içerisinde ortaya çıkar, birkaç saat sürebilir. Alkolle kullanımı etkiyi artırmaktadır.

Tedavi

Yoksunluk belirtilerinin giderildiği arındırma tedavisinin ardından yaşam tarzı değişikliği ve destek tedavilerinin olduğu sürdürüm tedavisi şeklinde iki aşamadan oluşur.

Davranışsal  Bağımlılıklar

Davranışsal bağımlılık kavramı kumar, internet, video-oyun, seks, alışveriş, yemek gibi davranışlarda aşırı bulunmaya bağlı gelişen olumsuz sonuçlara yönelik kullanılmaktadır. Ruhsal hastalıklar kriterleri çerçevesinde değerlendirilen davranışsal bağımlılıklarda; internet oyun oynama bozukluğu ve kumar oynama bozukluğu yer almaktadır.     

Kumar Oynama Bozukluğu

Kumar oynama bozukluğu, kişinin bireysel, ailevi veya mesleki işlevselliğinin bozacak şekilde kumar oynama davranışının kontrol edilememesi ile karakterize, kalıcı ve tekrar eden istenmeyen kumar davranışları olarak tanımlanmaktadır. Kumar oynamanın en yaygın biçimleri kumarhanede oynanan oyunlar(blackjack poker gibi masada oynanan oyunlar, kollu makinelerde oynanan oyunlar), piyangolar ve internet üzerinden oynanan(poker spor bahisleri) oyunlar şeklindedir. KUmar algısı davranışın göreceli olarak taşıdığı risk ve ödül miktarıyla bağlantılıdır. Bazı uzmanlara göre borsa veya kripto para kumar olarak değerlendirildir.

Tedavi

Tedavi psikoterapiler ve ilaç tedavilerinden oluşmaktadır. Kişiye ve güncel sorunlarına göre planlanan tedavi seçenekleri bulunmaktadır.

 

PSİKİYATRİK ACİL DURUMLARDA İLK MÜDAHALE

“Psikiyatrik Acil Durumlar” hangi durumları ve hastalıkları içerir?

Bireyin yaşamını tehdit eden durumlar (intihar, madde intoksikasyonu, ağır depresif stupor veya katatoni, deliryum tremens, madde yoksunluk durumları vb.), başkalarının ve kendi yaşamını tehdit eden durumlar (saldırganlık, ajitasyon) ve yaşamın akışını tehdit eden durumlar (psikotik atak, manik eksitasyon, yas reaksiyonu, istismar, yoğun endişe atakları vb.). 

Psikiyatrik acil durumlarda ilk müdahalede amaç nedir?

Sağlık personeli acil durumda hasta ve yakınlarının stresini azaltır, krizi kontrol altına alır ve genel olarak acil durumu yatıştırmaya çalışır. Tedavide şu yollar izlenir;

Mevcut duruma neden olan genel tıbbi durumla ilişkisi olup olmadığını anlamak için değerlendirme yapılır, akut kriz durumu kontrol altına alınır, zor kullanmadan uzun süreli bir tedavi ilişkisi kurulmaya çalışılır, hasta uyaranların daha az olduğu güvenli bir ortama alınır, uygun tedaviye başlanarak uzun dönemli tedavinin planlanması yapılır.

Hastanemizde acil psikiyatri hizmeti nasıl yürütülmektedir?

Acil Servise başvurunun ardından hastanın psikiyatrik acil durumu söz konusuysa acil psikiyatri konsültan hekim aranarak görüş alınır. Hasta ve yakınlarının isteği üzerine psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirme ve muayene yapılarak tedavisi düzenlenir. Uygun görülürse yatış önerilir.

Hastanemizde acil psikiyatri hasta yatışı yapılıyor mu?

Psikiyatri uzman hekimlerimizin değerlendirmesinin ardından uygun görüldüğünde yatış yapılabilmektedir.

Hastanemiz psikiyatri servisinde özel odada yatış mümkün m?

Evet, hastanemizde 30 adet özel odalı ve tam güvenlikli yataklı servis mevcuttur.

Yatan hastalar için refakatçi kabul ediliyor mu?

Doktorunuz uygun görürse refakatçi kabul edilmektedir.

Hastamız serviste kaç gün yatmalıdır?

Hastanızın durumu doktorunuz tarafından değerlendirildikten sonra bu konuda bilgi verilebilir. Ancak süresi, hastalığın gidişatı, yapılan tedavi ve alınan yanıta göre değişkenlik gösterebilir. Bu konuyla ilgili yatış öncesi hekiminizden bilgi alabilirsiniz.

Serviste hangi hastaların yatışı yapılmaktadır?

Yatarak tedavisi uygun görülen hasta ve çevresindekilerin güvenliğini sağlamak, gerekli olan özel ve acil bakım gerektiren tüm psikiyatri hastaları kabul edilmektedir. Kliniğimizde acil ve hızlı tedavi için tüm modern tedavi imkanları ve tecrübeli sağlık personeli bulunmaktadır.   

Yataklı servisiniz güvenli midir?

Servisimizde giriş ve çıkışlar kontrollü olarak güvenlik personeli tarafından denetlenmektedir. Ayrıca kamera ile 24 saat izlenmektedir. Yatış esnasında servis giriş çıkış kuralları da dahil olmak üzere diğer tüm güvenlik kuralları hakkında bilgi verilmektedir.

Psikiyatri (Erişkin) Doktorlarımız

  • Doç. Dr. Fatma Akyüz Karacan

    Doç. Dr. Fatma Akyüz Karacan

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

  • Doç. Dr. İsmail Mete Şaylan

    Doç. Dr. İsmail Mete Şaylan

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

  • Uzm. Dr.  Ömür Günday Toker

    Uzm. Dr. Ömür Günday Toker

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Hekiminize Danışın

Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.