Cemaat Huzurevi ve Bakımevi

İstanbul’da, Ermeni cemaati Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’nden evvel 18. yy da Narlıkapı ve Beyoğlu Hastanelerini kurmuştur. Ancak 19. Yüzyıla gelindiğinde her iki hastane de cemaatin gereksinimini karşılayabilmekten uzak kalmıştır.

O dönemde Ermeni cemaatinin reisliğini aynı zamanda Osmanlı Sarayının Hazine-i Hassa Nazırı ve Sultan II. Mahmut’un yakın danışmanı olan Harutyun Amira Bezciyan üstlenmektedir. (1825-1834).

Cemaatinin en büyük hayırseverlerinden Bezciyan,1831de Narlıkapı Hastanesinde düzenlenen bir anma gününde,  daha büyük ve geniş çaplı bir hastanenin kurulması gerekliliğini gündeme getirir. Büyük kabul gören bu öneriden sonra hastanenin kurulacağı yer tartışılır. Önerilerden biri, Hastanenin Prens adalarından Kınalıada’da kurulması olur. Ancak ulaşım nedeniyle büyük güçlükler yaşanabileceği ve bu nedenle kurumun amacına ulaşamayacağı bu önerinin reddine sebep olur.

5 Ocak 1832’de Harutyun Amira Bezciyan’ın evinde yapılan bir başka toplantı sonucunda, Hastanenin Yedikule Kazlıçeşme arasında bulunan ve Leblebicioğlu Bostanı olarak anılan sebze bahçesinde inşa edilmesine karar verilir ve sonrasında Patrik Istepannos II. Ağavni eliyle Hastanenin kuruluş kararı takdis edilir.

Sultan II. Mahmut, Ermeni Patriğinin ricasını kırmaz ve inşaata izin verir. Bundan sonra hastanenin biran önce tamamlanabilmesi için büyük bir gayret sarfedilmeye başlanır çünkü Harutyun Amira Bezciyan hastadır. Surp Pırgiç Kilisesini de içine alan Hastane binaları  çok hızlı bir şekilde Mimar Garabed Amira Balyan (1800-1866) ve Hovhannes Amira  Serveryan tarafından  inşa edilir.

Ne yazık ki Bezciyan 3 Ocak 1834 tarihinde Hastanenin açılışını göremeden hayata gözlerini yumar. Ancak ölümünden birkaç gün önce Hastanenin yapımından sorumlu olan iki kişi Hagop Çelebi Düzyan (1793-1847) ve Yazıcı Boğos Ağa Odyan (1795-1862) Bezciyan’ı ziyaret ederek Hastanenin anahtarını kendisine teslim ederler.

Surp Pırgiç Hastanesinin resmi açılışı 31 Mayıs 1834’te HampartsumYortusu’nda(Hz. İsa’nın miraç günü) gerçekleşir. Açılışı Patrik Istepannos II. Ağavni yapar. Narlıkapı ve Beyoğlu Hastanelerinde korunan tüm hastalar ve yaşlılar bu binaya taşınır, açılışta toplam hasta sayısı 350yi bulmaktadır.

O dönemlerde Sultan’ın fermanı ile hastane bünyesinde bir mum imalathanesi kurulur. Mumhane zamanla Hastanenin en büyük gelir kaynağına dönüşür.  

Sultan Abdülmecit dönemine gelindiğinde Sultan’a yakınlığı ile bilinen   Dadyan Paşa Hastane Mütevelli Heyetine girer . Dadyan Efendinin başkanlığı süresince Hastane Vakfı parlak bir dönem yaşar.Dadyan döneminde  Üsküdar Cemaran Okulu Surp Pırgiç Yetimhane Okulu ile birleşir.

Sultan Abdülmecit’in dostu, Barutcubaşı Hovannes Amira Dadyan Sultan’dan Hastane için tahsisat ricasında bulunur(1845). Abdülmecit alicenap davranır, Ermeni Hastanesine günlük 15 okka et ve 37 okka ekmek verilmesini emreder. Bu miktar 1869 da günlük 30 okka et ve 200 okka ekmeğe çıkarılır. Tahsisat Abdülaziz ve Sultan Abdülhamit zamanında da zaman zaman azalıp çoğalarak devam eder. I. Dünya Savaşında tamamen kesilir.

1845 yılllarının sonuna gelindiğinde, Samatya’daki 600 ev ve 760 iş yerini küle döndüren büyük  bir yangın yaşanır, yangından  sonra Surp Pırgiç’in yoksul ve yetimlerinin sayısı çoğalır.

Surp Pırgiç Türkiye Ermenilerine sadece Hastane olmaktan öte pek çok hizmet sağlamış, ve zamanda ihtiyarhane,  kız ve erkek yetimhanesi, okul, ruhani eğitim, basımevi v.b.  mesleki ve sosyal  işlevler de üstlenmiştir. Yetimhanedeki öğrencilere Vakfın mumhanesinde, basımevinde, bostan ve ahırlarında teorik ve pratik çeşitli eğitimler verilir. Bir yandan tarım, bağ ve bahçecilik, ipekçilik,ipek dokumacılığı, ayakkabıcılık, marangozluk, iskemlecilik, tenekecilik, terzilik, tamircilik  öğrenen ve geleceklerini kazanan yetimler bir yandan da Vakfın giderlerine katkıda bulunurlar.

1860 yılında Hastane bünyesinde ilk kez Kadınlar Kolu kurulur ve yine ilk kez Mütevelli Heyeti raporu yayınlanır. Rapor 1861’de Surp Pırgiç Hastanesi maatbasında basılır.

Tamamı ahşap olan ve zamanla yaşlanan Surp Pırgiç binası sürekli tamirata ihtiyaç duymakta ve bu açıdan hastane yönetimlerine maddi külfet getirmektedir. Bu doğrultuda Mikael Hagopyan (1831-1904) hastane ve ilave bölümleri yenilemek ister. Surp Pırgiç’in mimari yönden daha sağlam ve büyük olan binaları Mimar Bedros Nemtse (1830-1913) önderliğinde inşa edilir. Binalar 1889-1891 yılları arasında tamamlanır.

28 Haziran 1894 ‘de meydana gelen ve bütün İstanbul’u sarsan depremden Surp Pırgiç de payını alır.Yangını  güçlü yapısı sayesinde  diğerlerine göre daha az zararla atlatır. Mütevelli heyeti bu aşamada, bütceyi denkleştirmek için cemaatin varlıklı kişilerine başvurarak maddi ve manevi yardımlar alırlar. Bu yardımlar hastanenin yeniden yapılandırılmasında yararlı olur.

Kalust Gülbenkyan’ın yardımı ise tüm yardımlar içersinde ayrı bir yere sahiptir. Yıllar boyu süregelen bu maddi yardımlar sayesinde Hastanenin teknolojik yapısı güçlendirimiş,servisler yeni gelişmelere uygun modern aletlerle donatılmıştır.

1891’de Hastane hekimleri 3 ayrı gruba bölünmüştür; iç hastalıkları, hariciye ve asabiye Başhekimlikleri kurulmuştur. Daha sonra 1904’te Genel Cerrahi, 1905 Göz ve KBB, 1906’da Eczane, 1913’te Biyoloji, 1919’da Deri Hastalıkları,1923’de Röntgen ve Kadın Hastalıkları Bölümleri kurulmuştur.

1894’te Vakıf bünyesinde ilk Hukuk Okulu kurulmuş, hemen ardından kira ve gelir komisyonu eklenmiştir. Surp Pırgiç’in hemşirelik bölümü ise 1896’da kurulmuştur. Bu arada Mikael Hagopyan 1895’te istifa ettiği halde verdiği sözü tutmuş ve binanın depremden zarar gören büyük bir kısmını yenileyerek 1900 yılında yeni yönetime teslim etmiştir.

Surp Pırgiç Kompleksinin en önemli kısmı olan hastane Mimar Kevork Arslanyan’ın projesiyle 3 bölümden oluşan bir yapı olarak 1906’da yenilenmiştir.

Statü olarak bir Cemaat Vakfı kimliği taşıyan Hastanemiz, uzun geçmişinin kazandırdığı deneyimlerle çeşitli zamanlardaki mali ve idari zorlukları aşmayı başararak bugünlere ulaşmıştır.

 

Başlıca kuruluş amacı olan insana saygı ve hizmeti, ilkelerinden ödün vermeden ve etik değerleri koruma prensibiyle sürdüren Surp Pırgiç, günümüzde hızına yetişmenin neredeyse olanaksız hale geldiği teknolojik yenilikleri izlemeyi başaran çağdaş ve modern bir hastane olma özelliği arz etmektedir.

 

Tek hedefimiz hastalarımıza mükemmel tıbbi hizmeti ekonomik şartlarla verebilmek ve tüm personelimizin kurumlarıyla bütünleşebilmelerini sağlayacak mutlu bir çalışma ortamı yaratabilmektir.

Günün 24 saati, yılın 365 günü Surp Pırgiç tüm birimleriyle kendisine ihtiyaç duyanları kucaklamaya hazırdır.

 

Hekiminize Danışın

Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.